CHP’den 15 Temmuz Raporu: Haberdar Olan de, bekleyen de vardı!

CHP’den 15 Temmuz Raporu: Haberdar Olan de, bekleyen de vardı!

CHP milletvekilleri tarafından hazırlanan 307 sayfalık 15 Temmuz Darbe Komisyonu Raporu’nda Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun “kontrollü darbe” sözü tekrarlandı ve “Kanlı ve hain kalkışma bu memleketin masum yurttaşları için umulmayan, şok edici ve dehşet verici bir gelişme olmuştur. Fakat bu alçak darbe girişiminin olacağını haberdar olan ve bekleyenler de vardır” değerlendirmesi yapıldı.

T24’ten Hülya Karabağlı’nın haberine kadar, CHP’li vekillerin, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içindeki cunta yapılanması kadar düzenlenen darbe girişimine ilişkin olarak hazırladığı rapor, kamuoyu ile paylaşıldı. CHP, komisyona muhalefet şerhi düştüğü raporunda “15 Temmuz hain darbe girişimi öngörülen, önlenmeyen ve sonuçları kullanılan bir kontrollü darbe olarak tarihe geçmiştir” dendi.

Darbe girişiminden bir gün önce, 14 Temmuz’da, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ile MIT Müsteşarı Hakan Fidan’ın yaklaşık 6,5 saat her tarafında baş başa görüştüğü vurgulandı. Keza CHP raporunda Türkiye gazetesi yazarı Fuat Uğur ’un 24 Mart 2016, 2 Nisan 2016 ve 21 Nisan 2016 tarihlerinde yazdığı üç yazısını hatırlatarak “Fuat Uğur ve sözde yazarların darbeden aylar öncesi paylaştığı bu yazılar MITOS için açık istihbarat kaynağı olup, Fuat Uğur ’un bildiklerini MITOS ’in bilmiyor olması düşünülemez” ifadesi kullanıldı.

CHP ve MHP’den Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu’nun raporuna “FETÖ’nün siyasi ayağı olmadığı” eleştirisiyle tepki gelmişti.

Rapor, CHP ’nin komisyon üyeleri Zeynel Emre, Aykut Erdoğdu, Sezgin Tanrıkulu, Aytun Çıray kadar hazırlandı.

Basın toplantısında konuşan Erdoğdu, “15 Temmuz alçak darbe girişimi öngörülen, önlenemeyen ve sonuçları kullanılan kontrollü bir darbedir” ifadelerini kullandı.

CHP’li üyelerin hazırladıkları muhalefet şerhi niteliğindeki rapor, “kontrolü darbe” başlığıyla dikkati çeken birim şöyle:

 Kontrollü Darbe

15 Temmuz 2016 gerçekleştirilen kanlı ve hain kalkışma bu memleketin günahsız yurttaşları için beklenmeyen, şok edici ve dehşet verici bir gelişme olmuştur. Gel Gör Ki bu hain darbe girişiminin olacağını haberdar olan ve bekleyenlerde vardır.

15 Temmuz darbe girişiminden aylar önce yazılan yazılardan darbe girişiminin bilindiği hatta bu girişimin hazırlık sürecinin peşine düşüp takip edildiği anlaşılmaktadır. Bu konuda en açık delil darbeden 4 ay önce Fuat Uğur ’un Türkiye Gazetesinde 24 Mart 2016, 2 Nisan 2016 ve 21 Nisan 2016 tarihlerinde yazdığı üç yazısıdır.

Fuat Uğur ’un 24 Mart 2016, 2 Nisan 20016 ve 21 Nisan 2016 tarihli yazılarında kamuoyuyla paylaştığı bilgiler 15 Temmuz hain darbe girişiminde ve sonrasında tıpkı gerçekleşmiştir.

Fuat Uğur ve benzeri yazarların darbeden aylar öncesi paylaştığı bu yazılar MIT için açık istihbarat kaynağı olup, Fuat Uğur ’un bildiklerini MIT ’in bilmiyor olması düşünülemez.

Kanlı darbe girişimi sonrası düzenlenen Savcılık iddianamelerinin incelenmesinden cemaatin darbe hazırlıklarına 2015 son aylarından itibaren başladığı anlaşılmaktadır. Darbeye hazırlık faaliyetleri Adil Kimsesiz, Kemal Batmaz, Hakan Çiçek, Nurettin Oruç ve Harun Biniş tarafından yürütülmüştür. Adaletli Yetim ve diğer planlayıcılar darbe girişiminden çok önce cemaat bağlantısı devlet göre bilinen isimlerdir.

Haber görseli

Bu isimler Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki örgüt elemanlarıyla temas kurarak hazırlık faaliyetlerini yönetmiş, çoğunlukla ve benzer zaman dilimlerinde ABD ’ye yolculuk etmişlerdir.

Darbeye hazırlık sürecinde üst düzey cemaat imamı oldukları darbeden fazla önce aşina Adaletli Kimsesiz, Kemal Batmaz, Hakan Çiçek, Nurettin Oruç ve Harun Biniş kadar darbeye hazırlık amaçlı çoğu buluşma üretilmiş ve bu toplantılara onlarca üstteki rütbeli subay katılmıştır.

MIT ’in “TSK bünyesinde istihbarat toplayamadığından darbe girişiminin tarihi konusunda net bir istihbarata evvelden ulaşılamadığı” savunması geçerli kabul edilmemektedir. Çünkü emniyet ve istihbarat makamları kadar aşina ve peşine düşüp takip edilmesi gereken “Cemaatin Hususileri” olarak adlandırılan ilk önce Adil Kimsesiz, Kemal Batmaz, Hakan Çiçek, Nurettin Oruç ve Harun Biniş asker değil sivil kişilerdir. Darbeye hazırlık ve planlama toplantılarının birçok askeri bölgelerde yok sivil bölgelerde üretilmiş binlerce asker bu toplantıya iştirak etmiştir.

MIT Müsteşarlığı TBMM Araştırma Komisyonu ’na karşın yazdığı 22.05.2017 tarihli yazısında “MIT ’in daha önce dış makamlarla paylaşılan notlarda cemaatin darbe girişiminde bulunabileceğini bildirdiğini gel gör ki TSK bünyesinde istihbarat toplayamadığından darbe girişiminin tarihi konusunda net bir istihbarata önceden ulaşılamadığı” bilgisiyle darbenin bilindiğini ve beklendiğini şüpheye yer bırakmayacak şekilde ikrar etmiştir. Bu durum 15 Temmuz hain darbe girişiminin öngörülen bir darbe girişimi olduğunu tarihi bir hakikat olarak önümüze çıkmaktadır.

15 Temmuz darbe girişiminin hemencecik öncesinde öngörülen darbenin öncül belirtileri ortaya çıkmıştır. 14 Temmuz 2016 tarihinde yani kalkışmadan bir gün önce Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ’ın MITOS Müsteşarı Hakan Fidan ’la birlikte Özel Kuvvetler Komutanlığı 4. Dönem Özel Kuvvetler Uzmanlaşma Kursu Mezuniyet törenine katıldığı, önceki yıllarda böylesine bir törene katılma geleneği olmadığı, bu tören sonrası MIT Müsteşarı Hakan Fidan ’la Özel Kuvvetler Komutanlığı bahçesinde 18:00 – 00:30 arası takriben 6,5 saat baştan başa baş başa görüştüğü ifadelerle ortaya çıkmıştır.

Kara Kuvvetleri Komutanı’nın 15 Temmuz günü İzmir programını erken keserek rutin YAŞ görüşmeleri için Ankara ’ya çağrılması ve benzer uçakta hain darbe girişiminin başında en yüksek rütbeli subayı olan Org. Akın Öztürk ’ün olması ve aynı gün darbe girişiminin başlaması izaha fakir bir durumdur.

İhbarcı O.K. “benzer cemaatten” vurgusuyla “kalkışmanın bir cemaat operasyonu ve bir darbe girişimi” olduğunu dobra dobra söyleyerek durumun vahametini ortaya koymuştur. Bu koşullar aşağı MIT Müsteşarının Cumhurbaşkanı ve Başbakan ’a hemencecik data vermemesi ve emniyet birimlerini teyakkuz haline geçirmesi gerekirken bu görevini ihmal etmiş olması anlaşılamamaktadır.

Genelkurmay 2. Başkanı Org. Ağlama̧ar Güler ’in beyanından MIT Müsteşarı’nın Cumhurbaşkanı ’nı bilgilendirmek istediği gel gör ki ulaşamadığı anlaşılmaktadır. Bu koşul karşısında Cumhurbaşkanı Koruma Müdürü Muhsin Köse ’ye “Muhsin sana dışarıdan bir saldırı olsa buna karşı koyacak dek gücün, kuvvetin ve adamın var mı?” sorusuyla durumun vahametini anlattığı ancak detaylar data vermediği anlaşılmaktadır.

Bu soru hayatın alışılmış akışı içerisinde sorulabilecek bir soru değildir. Bu durumda Hakan Fidan ve Muhsin Köse göre Cumhurbaşkanı ’nın bilgilendirilip bilgilendirilmediği hususu karanlıkta kalmakta ve mantıklı şüpheler artmaktadır.

Genelkurmay Başkanı gerek savcılığa verdiği ifadesinde lüzum TBMM Araştırma Komisyonu ’na gönderdiği tarihsiz yazısında olayın öğrenilmesini müteakip alınabilecek bütün önlemleri aldığını bildirmektedir. Gel Gör Ki alınan bu önlemlerin yetkisiz olduğu ve Genelkurmay Başkanı ve bir takım Kuvvet Komutanların darbeciler kadar enterne edilerek rehin alındığı da üzücü bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır.

Genelkurmay Başkanı ’nın bütün zor komutanlıklarına 18:30 ’da hareket merkezleri aracılığıyla ilettiği emirler saat 19:26 ’da adreslerine ulaşmıştır. Bu emirlere karşın TSK ’nın komuta kademesinin önemli bir kısmı düğünlere katılmış ve düğünlerde derdest edilerek enterne edilmiştir. Bu koşul izah edilememektedir.

Özel Kuvvetler Komutanı Korg. Zekai Aksakallı ’nın Ankara ’da görülen darbe davasının duruşmasında dile getirdiği “TSK ’da kriz ve doğaüstü durumlarda birincil haber alınır alınmaz tedbir olarak ‘personel kışlayı terk etmesin ’ emri verilir. Birlik komutanları kışlalarında, mesaiye devam edilir. her zaman uygulanan bu esas ve basit kaide 15 Temmuz ’da ilk haber alındığı vakit uygulanmamıştır. Uygulansaydı darbe girişimi tekrar açığa çıkardı” şeklindeki ifadesi şüpheleri artırmıştır.

Kara Havacılık Komutanlığında yaklaşık 2 saat süren incelemelerinde durumu hiç belirli etmeden dikkatli çalışmalar yaptığını ve personele sorduğu sorularla data almaya çalıştığını incelemeler sırasında herhangi bir hareket hazırlığı görmediğini ve 21:25 sıralarında Kara Havacılık Komutanlığından ayrıldığını açıklama etmektedir. Fakat Kara Kuvvetleri Komutanı ’nın hiçbir hareket görmediği Güvercinlik Kara Havacılık Okul Komutanlığından Kara Kuvvetleri Komutanının ayrılmasından dakikalar sonradan helikopterlerin havalanarak alçak darbe girişimine katılabilmiş olması izah edilememektedir.

MITOS ’in bildiği ve dış makamları bilgilendirdiği Cumhurbaşkanı ve Başbakan ’ın öngörülen bu darbe başladıktan daha sonra Cumhurbaşkanı ’nın “darbeyi eniştemden öğrendim” demesi Başbakan ’ın “eşten dosttan öğrendim” demesi ve sanki hiç bilmedikleri ve beklemedikleri şok edici bir gelişmeyle karşılaşmış gibi davranmaları anlaşılamamaktadır.

Öngörülen darbe girişimi 15 Temmuz günü öğleden sonra 14:20 itibariyle öğrenilmiş ancak yukarıda belirli bilgi ve bulgular ışığında zorunlu bilgilendirmelerin yapılmadığı ve etkili önlemler alınmadığı anlaşılmıştır. Bu ihmaller zinciri sonucunda 15 Temmuz hain kalkışması önlenmeyen darbe girişimi olarak tarihe geçmiştir.

15 Temmuz alçak darbe girişimi bütün muhalefet partilerinin, sivil toplum kuruluşlarının, millet kurumlarının ve halkımızın kahramanca girişimi ile bastırılmış ve bu direniş sırasında 249 yurttaşımız şehit 2193 yurttaşımız gazi olmuştur.

Darbe sonrası oluşan ulusal birlik ruhuna “Yenikapı mitingi” adı verilmiş ve darbe tehlikesi atlatılıncaya kadar bu uzlaşma sürdürülmüştür. Darbe tehlikesi sürerken duyuru edilen OHAL ’in geçici olduğu söylenmiş ve TBMM ’de yer alan 4 siyasi partinin müşterek iradesi ile bir Araştırma Komisyonu kurulmuştur.

Darbe tehlikesinin atlatılmasıyla birlikte Erdoğan tarafından Yenikapı süreci bozulmaya başlamıştır. Darbe tehlikesini atlatıncaya dek olduğu söylenen OHAL kalıcılaştırılarak TBMM devre dışı bırakılmış ve Erdoğan ’ın aleyhinde darbe süreci başlamıştır.

Darbe araştırma komisyonu fiilen lağvedilmiş ve komite darbeyi girişimini araştıran değil Erdoğan ’ın karşısında darbesini aklayan bir kara propaganda aracına dönüşmüştür.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ’ın darbeye karşısında boyun eğmez bütün birey ve kurumları aldatarak başlattığı karşı darbe sürecinin yasal silahı OHAL olmuştur. OHAL KHK ’larıyla devlet tarumar edilmiş ve TSK ’nın emir komuta sistemi parçalanmıştır.

Lüzum 15 Temmuz darbe girişimi lüzum Erdoğan darbesi karanlıkta tutabilmek ve halkımızın bilgi almasını alıkoymak için gazeteci tutuklayarak, gazete, televizyon, radyo ve haber siteleri kapatılarak basın susturulmuş ve sansür edilmiştir.

Bilhassa yayınlama hayatları Cemaatle çaba etmekle geçen ve bu mücadelede ağır bedeller ödeyen Cumhuriyet ve Sözcü gazetelerine Cemaat suçlamasıyla yapılan adaletsizlikler aleyhinde darbe sürecinin zorlama gösterisine dönüşmüştür.

Cemaatle mücadele mazeret edilerek içlerinde cemaatle hiç ilgisi olmayan on binlerce kamu görevlisinin de olduğu yüzbinlerce insan gözaltına alınmış, tutuklanmış ya da ihraç edilmiştir. Tutukluluk ve ihraç işlemleri aileleri özellikle çocukları da kapsayacak şekilde fiili cezaya dönüşmüştür.

Kayıtlı Cemaatçiler yurt içinde ve yurt dışarıda serbestçe dolaşırken en daha aşağı düzeyde on binlerce halk görevlisi hiçbir savunma hakkı tanınmadan açlığa ve sefalete mahkum edilmiştir.

Hayatları cemaatle mücadeleyle geçen on binlerce millet görevlisi de sırf rakip oldukları için AKP ’nin gadrine uğramış işlerinden ve aşlarında olmuşlardır.

Ilk Olarak Tüzük mahkemesi olmak üzere hiçbir adalet kuruluşunun ve hiçbir yargıcın etken güvencesi kalmamış baskın ve savcılar OHAL silahıyla rehin alınarak AKP ’nin emir erine dönüştürülmeye çalışılmıştır. Bu duruma direnen ve Cemaatle hiçbir ilgisi olmayan dominant ve savcılar terörist damgasıyla Cemaat çuvalına atılmışlardır.

Karşı darbe sürecinde boşaltılan kamu görevlilerine AKP yandaşları içi doldurulmuş Erdoğan parti devleti inşası süreci başlamıştır. OHAL olağanlaşmış KHK ’lar kanunlaşmıştır.

En son yapılan haksız, hileli ve mühürsüz referandumla parlamenter rejim rehin dargın yerine usulsüz bir Başkanlık rejimi kurulmuştur.

Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere 15 Temmuz hain darbe girişimini sonuçları kullanılmış ve karşı darbe gerçekleştirilmiştir. Bu sebeplerle 15 Temmuz darbe girişimi karşısında darbe yapmak amacıyla sonuçları kullanılan bir darbe girişimidir.

Muhalefet şerhimizde detaylarıyla anlatıldığı üzere 15 Temmuz Alçak Darbe Girişimi Öngörülen, Önlenmeyen ve Sonuçları Kullanılan bir Kontrollü Darbe olarak tarihe geçmiştir.

MHP’nin darbe komisyonu raporuna muhalefet şerhinde ‘siyasi ayak’ vurgusu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.