HDP’den darbe raporuna şerh: Erdoğan’ın girişimi ne vakit ve nasıl öğrendiği hâlâ muamma

HDP’den darbe raporuna şerh: Erdoğan’ın girişimi ne vakit ve nasıl öğrendiği hâlâ muamma

HDP Mardin Milletvekili ve Darbe Komisyonu Üyesi Prof. Mithat Sancar kadar hazırlanan muhalefet şerhinde “Cumhurbaşkanı’nın darbe girişimini ne vakit ve nasıl öğrendiği hala muammadır. Bu dek kritik bir güne ilişkin hemen her açıklamasının çelişkili olması da kafalarda soru işaretleri uyandırmaktadır” denildi. Şerhte, operasyonla kurtarıldığı açıklanan Hulusi Akar’la ilgili duruma da yer verilerek, Akar’ın Dişli’nin ateş edilmesin diye helikoptere bindiğini söylemesi, Dişli’nin helikopterde telefon görüşmeleri yapmış olması pazarlık ve müzakereler sonucu darbe girişiminin bambaşka bir yöne evrildiği yönünde bir emare olarak değerlendirilebilir” denildi.

“Cumhurbaşkanı’nın darbe girişimini ne zaman ve nasıl öğrendiği hâlâ muammadır”

T24’ten Hülya Karabağlı’nın haberine tarafından, HDP, kurul göre hazırlanan rapora muhalefet şerhi düştü.  HDP ’nin şerhinde “ İfadelerdeki Çelişkiler ve Aydınlatılmayan Sorular” bölümü şöyle:

Darbe girişimine dair istihbaratın MITOS’ten Genelkurmaya iletilmesi saat 18.00 civarında gerçekleşmiştir. Her ne değin MITOS’in verdiği bilgilerde Cumhurbaşkanı’nın koruma müdürüyle görüşüldüğü yazılıysa da, bu denli önemli bir ihbarın kişisel olarak Cumhurbaşkanı’na niçin iletilmediğine dair bir tanımlama yoktur. Aynı şekilde gerek MITOS, gerekse Genelkurmay Başkanlığı göre Başbakan ve İçişleri Bakanı’nın farkında edilmemesi de anlaşılır gibi değildir.

Cumhurbaşkanı’nın darbe girişimini ne zaman ve nasıl öğrendiği hala muammadır. Bu dek kritik bir güne ilişkin hemencecik her açıklamasının çelişkili olması da kafalarda soru işaretleri uyandırmaktadır.

“Komutanların düğüne giderek programa devam etme nedeni belgelerde yer almıyor”

İstihbaratın Genelkurmay ve MITOS tarafından saat 18.00 de değerlendirilmesi ve ciddiye alınması üstüne, ihbar hava yoluyla yapılacak bir hamle içermesine karşın Hava Kuvvetleri Komutanı’nın farkında olan edilmemesi, Komutan’ın düğüne artan bir şekilde programına devam etmesinin nedeni, Kurul’a sunulan belgelerde yer almamaktadır.

 Benzer şekilde Akar’ın “Bilginin geldiği makam itibarıyla ciddiye aldık. Ben, Yaşar Paşa ve Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Akıllı Çolak ile derhal alınacak tedbirleri tartışmaya başladık.” sözleriyle ihbarın ciddiyetinde zihin birliğine vardıkları anlaşılmaktadır. Buna karşın MITOS Müsteşarı da programını bozmayarak saat 20.30’da MIT Karargahı’nda Suriye Ulusal Koalisyonu eski Başkanı Muaz Konuşmacı ile karşılaşmak için Genelkurmay’dan ayrılmıştır.

“Akar ’ın makamında subaylar tarafından gözaltına alınması açıklanması gereken husustur”

Böyle üst düzey ve ciddi bir görüşmenin arkasından, MITOS Müsteşarı’nın programında değişiklik yapmaması da izaha muhtaçtır. Aynı şekilde ihbarın ciddi olduğunu değerlendiren Genelkurmay Başkanı’nın her şeyden önce kendi güvenliğini de hesaba katması gerekirken, makamında subaylar kadar gözaltına alınması da açıklanması gereken kayda değer bir noktadır.

İhbarı Genelkurmay Başkanı’ndan önce MITOS’ten alan Genelkurmay 2. Başkanı’nın da akıbeti aynı olmuştur. Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Yaşar Güler de yakın ekibinden bir subay tarafından silah zoruyla rehin küskün, karargahtaki generaller de darbeye destek verenler kadar tutulmuştur. Değerlendirilip önlem alınan bir ihbara rağmen bu güvenlik zafiyetinin yaşanması da izaha muhtaçtır.

“Dişli ’nin helikopterde telefon görüşmeleri yapması”

Bu çelişki ve boşluklar, bizi gerek Genelkurmay Başkanı’nın, gerekse MITOS Müsteşarı’nın darbe gecesindeki konumunu her yerde düşünmeye sevk etmektedir. Ayrıca operasyonla kurtarıldığı açıklanan Akar’ın başarısız olduklarını anlayan darbecilerin Akıncılar Üssü’nde bulunan bir helikopteri vermesiyle Çankaya Köşkü’ne gittiği anlaşılmıştır. Akar’ın Dişli’nin ateş edilmesin diye helikoptere bindiğini söylemesi, Dişli’nin helikopterde telefon görüşmeleri yapmış olması pazarlık ve müzakereler sonucu darbe girişiminin bambaşka bir yöne evrildiği yönünde bir emare olarak değerlendirilebilir.

Genelkurmay Başkanlığı ve Akıncı Üssü’nün güvenlik kameralarının görüntüleri ne kamuoyuyla ne de komisyonla paylaşılmıştır.

Ayrıca Erdoğan, hem de Şimşek, darbe girişiminin başladığı 21.30’dan daha sonra MIT Müsteşarı Hakan Fidan’a ulaşamadıklarını açıklama etmişlerdir. Bunun nedeni de hala belirsizdir.

Lüzum Mehmet Şanver ve Abidin Ünal’ın ifadelerinde bulunan konuşmalarda gerekse Akın Öztürk’ün ifadelerinde, Genelkurmay Başkanı’nın her yere gönderdiği söylenen uçuş yasağı emrinden bahsetmemişlerdir. Şanver, dönemin İçişleri Bakanı Ala’nın uçağını hedef bölge iki uçağın kalkışına engel olduğunu açıklama etmiştir. Şanver’in bir telefonla engel olabildiği uçak kalkışına Genelkurmay Başkanı’nın emrinin yeterli olmaması da açıklamaya muhtaçtır.

Darbe girişimine katılan ve cemaatçi olmayan askerlerin siyasi aidiyetleri de ele alınmamıştır. Darbe girişiminin bir ittifak neticesinde gerçekleşmiş olduğu fikri Komisyon çalışmalarında da ciddiyetle değerlendirilmemiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.